Satılık Arazi (Öykü)


Önsöz: Bu öykü X-Bilinmeyen dergisi Aralık 1979 sayısında yayınlanmıştı. Hırs ve spekülasyon gelecekte de devam edecektir...

Ulusal Satış Bürosu'nun önü o gün her zamankinden çok daha değişik bir kalabalığa sahne oluyordu. Bu kalabalık, her gün görüldüğü gibi olağan bürokratik işlemlerden bıkmış, işe yarayacak bir şey çıkar umuduyla bekleyen kişilerden oluşmamıştı. Bir hareket vardı bugünkünde, bir şeyler bilmenin rahatsız edici kıpırtısı seziliyordu. Arada bir, yapının ön duvarlarındaki televizyon ekranları çalışıyor, konuşmacılar birtakım rakamlar vererek bazı malları satmak için dil döküyorlardı. Aygıtlar çalıştığı anda dikkat onlara yöneliyor, ama bir kaç saniye sonra aynı çabuklukla dağılıyordu. Olağan satışlardan çok daha büyük bir şey olmalıydı, çünkü oradakiler bir şeyi bekliyorlardı, belliydi bu. Mırıltıları havayı doldurmuş, elektriklenmişti ortam. Caddeden geçen herhangi birisi toplananların neler söylediklerini rahatlıkla duyabilirdi, çünkü aşağı yukarı herkes aynı konudan bahsediyordu.

"Gerçek mi bu? Daha öncekiler gibi zaman kazanmak için ortaya atılmış bir söylenti olmasın?"
"Hayır, bunu bir çok kaynak doğruladı. Doğru çıkmazsa çok kişinin durumu sarsılır."
"Evet, yeni bir gezegen bulmuşlar, doğru duymuşsun."
"Yeni bir uydu bulunduğu söyleniyor, acaba doğru mu?"

Herkesten sorular, şaşkınlık ifadeleri yükseliyor, oradan geçen meraklı kişiler de kalabalığa katılarak bu insan ordusunun büyümesine neden oluyorlardı.

O sırada yapının önünde lüks bir araba durdu ve herkesin yakından tanıdığı bir kişi indi.
"Hey arkadaşlar, o değil mi bu?"
"Evet haklısın... Ne arıyor acaba burada?"

Şaşkınlık çığ gibi yayılırken adam kendisinden emin bir şekilde, yüzünde hafif bir gülümsemeyle kapıdan giriyordu.
"Yine o satın alacak herhalde... Ucuza kapatacak, sonra da bize pahalıya satacak."
"Buna izin veremeyiz!.. Son umudumuz bu. Dünyada kalmadı zaten. Ne ekeceğiz? Nereye ekeceğiz? Nasıl para kazanacağız?" 

O sırada televizyon ekranları çalıştı yeniden
"Alıcılara duyuru: İki yıldır yapılan uzay araştırmaları sonucu 1.3 ışık yılı uzaklıkta yeni bir gezegen bulunmuştur. Bu gezegen Dünya ile aynı atmosfer ve iklim koşullarındadır. Havadaki oksijen oranının biraz fazla olmasına karşın, yaşamı etkileyecek başka bir şeye rastlanmamıştır. Robot sondalar, herhangi bir gelişmiş yaşam bulamamışlardır. Sadece bazı mikroskobik organizmalar ve çok ilkel bitki ve hayvanlar yaşamaktadır. Toprak zengin mineral yataklarıyla dolu olduğundan, tarıma çok elverişlidir. Büromuz, koloni kurulmasına bir yıl kadar sonra başlanmasına karar vermiştir. Yolculuk yaklaşık 8.7 yıl kadar sürecektir. Bir aileye bir tarım birimi verilecektir. Bu birimlerin değerleri 20.000 kredi civarındadır. Yolculuk sırasında ailelerin gereksinmeleri, gemilerdeki çalışmaları karşılığı sağlanacaktır."

Ekran karardığında kalabalıktan sevinç çığlıkları yükseliyordu. Sonunda bu verimsiz, kalabalık Dünyadan kurtulabileceklerdi. Kendileri için ekebilecekleri, zevkle, istekle çalışabilecekleri toprakları olacaktı. Başkalarının tarım birimlerinde aygıtların başında durup düğmelere basmayacaklardı. Kendi aygıtlarıyla uğraşacaklar, canları istediğinde ekin dolu tarlalarda gezip mis gibi havayı ciğerlerine çekebileceklerdi.

Ekran yine aydınlandı:

"Az önce yayınladığımız bildiri yanlış ve geçersizdir. Yüksek kademeli yöneticilerden aldığımız bilgilere göre. yeni gezegende her türlü tarım yapma ve yerleşme yetkisi, daha önceden yapılan bir anlaşma sonucu Ulusal Üretim Şirketi'ne satılmıştır. Az önce, büromuza gelen şirket başkanı, bu akşam Ay'daki gözlem istasyonuna giderek robot sondalardan elde edilecek bilgileri inceleyeceğini bildirdi. Satış koşulları kendisinden öğrenilebilir. Ayrıca..."

Bir taş havada uçarak camı parçaladı. "Hainler!" diye haykırdı bir genç, "Yine bizi kandırdılar!"

Bir kaç kişi daha taşlara sarılarak televizyon ekranlarını indirdiler. 

"Haydi, içeri girip bu soruna bir çözüm bulalım. Bir kez daha bize oyun oynamalarına izin vermeyelim!"

Kalabalık bir sürü halinde; yapının ön kapısına hücum edenler birdenbire durdular. Ellerinde gaz bombalarıyla karşılarında duran polisleri fark etmişlerdi: 

"Yürüyün arkadaşlar" diye bağırdı birisi, "Bizi korkutacaklarını sanıyorlar!"

Kalabalık polislerin üzerine atıldığında gaz bombaları patlamaya, coplar inmeye başlamıştı. Polisler eğitilmişti, saldırganların hiç bir şansı yoktu. Az sonra çoğu bayılmış, bir kısmı yakalanarak olay yerine gelen araçlara doldurulmuşlardı.

Ara sokaklardan birinde sarışın bir genç, sakin görünmeye çalışarak arkadaşına bir şeyler anlatıyordu:

"Bu işi o şirket başkanından başka fazla kimse düşünmüyor olmalı. Eğer başkan için bir şeyler düşünürsek..."

"Evet ama ne yapabiliriz ki? Onu iyi korurlar şimdi."

"Biliyorum, ama bu akşam Ay'a gideceğini unutma..."

****

Ulusal Üretim Şirketi genel başkanının Ay'a gitmesi önemli bir olaydı ve hemen televizyondan yayınlanmıştı. Başkan genel güvenlik önlemlerinden daha sıkı bir şekilde korunarak tek kişilik uzay aracına binmiş, başarıyla havalanmıştı.

"Hani bir şeyler düşünecektin?" dedi arkadaşı. "İşte gidiyor. Hiç bir şey de olmadı."

"Haklısın ama unutma ki benim uzay merkezinde birçok arkadaşım var. Çoğu da teknisyen." 
"Yani?..."
"Otomatik pilotla ve yakıt deposuyla biraz oynayınca iş halloldu. Adam buna çok sevinecek, ona büyük bir iyilik yaptım aslında."

"Nedenmiş o?"
"Neden mi?" Bir kahkaha attı. "Kendini asteroit kuşağında bulunca çok şaşıracak. Ona istemediği kadar satılık arazi verdik, daha ne verebiliriz ki?"

Yorumlar

Popüler Yayınlar