Organizma (Öykü)


Önsöz: Bu öykü X-Bilinmeyen dergisi Ağustos 1979 sayısında yayınlanmıştı. Gezegenleri yutan organizmalar...

Uranüs gecesinde, donmuş kayalıkların arasında bir şeyler oluyordu. Ama o hiç bir şeyin farkında değildi. Titreyerek, taşların üzerinde sekerek yürüdü. İçindeki ürpertiyi yenmeye çalışarak göğe baktı, Uydular pırıl pırıldı. 'İşte, şurada Titanla, Daha uzakta Ariel, Umbriel, Miranda. Ya Oberon? Şu en uzaktaki... Işığı zayıf geliyor! Karanlık gökte beş ışık, beş aydınlatıcı... 

Düşüncelerinden sıyrıldı, Kampa ulaşması gerekiyordu. Uzay giysisi bile onu -200 derece soğukluktan koruyamıyordu. Kampa dönmeliydi ve yalnızlığa. Yalnızlığını daha da çok fark edeceği kampa...
@
Gölge karanlıkta kıpırdadı. Bu kıpırdama, havayla şişen bir balonunkine benziyordu. Pek fark edilmeyen, yeşil-kırmızı karışımı bir şey gittikçe büyüyor ve ilerliyordu. İlerledikçe de, önce küçük taşları, sonra da büyük kayaları yutuyor; yuttukça büyüyor, büyüdükçe yutuyordu...
@
İleride ışığı gördü. Sonunda kampa ulaşabilmişti. Adımlarını sıklaştırdı ve çadırın sıkıca kapalı girişinin önünde durdu. Açış koluna dokundu ve ara bölmeye girdi. Bir kaç saniye içinde çadırın oksijeni bölmeye yayıldı. Artık başlığını çıkarabilirdi. Isınmıştı şimdi. Temiz havayı ciğerlerine çekti. Koca çadırın içindeki dört yatağa baktı. Biri kendisinindi. Diğerleri ise boştular. Arkadaşlarınınkiler. Şimdi onlar yolun sonuna gelmişlerdi. O ise ne yapacağını bilemiyordu. Dünya'yla bağlantı kuramamıştı. Belki bir kaç ay içinde yeni bir araştırma gemisi, onlardan haber almak için gezegene uğrayabilirdi. Beklemek zorundaydı.
@
Organizma iyice büyümüştü. Şimdi koskoca bir kayayı yutmaya çalışıyordu. Bu işlem sırasında kırmızımsı bir ışıkla parıldıyordu. Harcadığı enerjinin çok fazla olduğu belliydi. Sonunda kaya kayboldu. Şimdi organizma yeşil bir ışıkla kaplanmıştı. Kazandığı enerjiyi başka bir yerde kullanmak üzere silkindi ve az ötedeki kayalıklara doğru uzamaya başladı.
@
Bütün bunlar, Dünya'dakilerin yanlış tutumları yüzünden olmuştu, aslında. Bir inceleme gezisi için dört kişinin yetmeyeceği açıktı. Ama, giderlerin fazla olacağı öne sürülerek daha fazla kişinin gönderilmesi engellenmişti. Dört kişinin yabancı bir gezegende, bilinmeyen tehlikelere karşı koyabilmesi çok zordu. Ama, Allahın cezası yöneticiler! Zaten kafaları paradan başka hiç bir şeye çalışmazdı ki!

Bu düşüncelere dalmışken birden gözleyiciden hafif bir sinyal duyuldu. Ekrana baktı. Enfraruj.kameralar, karanlıkta kıpırdayan, üzerlerine doğru gelen dev bir kütleyi saptamışlardı.

Hemen uzay giysisini giydi ve çadırdan dışarıya çıktı. Gördüğü şey korkunçtu. Yeşil-kırmızı karışımı bir şey önüne gelen her şeyi yutarak çadıra doğru ilerliyordu. Önce ne yapacağına karar veremedi, sonra bu garip yaratığın yolunda durmanın tehlikeli olabileceğini düşündü. Bir kaç günlük yiyecek haplarını aldı ve oradan uzaklaşmaya başladı...

***

Organizma artık diğer taraftan da ilerlemesini sürdürüyordu. Güçlendikçe, daha büyük kütleleri sindirerek yoluna devam ediyordu. Kısa bir süre sonra gezegenin dörtte üçünü kaplamıştı...

***

Garip kütle hâlâ yaklaşıyordu. Önce adımlarını sıklaştırarak uzaklaşmaya çalıştı. Ama, ölümcül kütle de hızını iyice arttırmıştı. İyice yaklaşmıştı artık. İçini büyük bir korku kapladı. Koşmaya başladı. Koşarken içinden «Allah cezasını versin, o gözü paradan başka bir şey görmeyen heriflerin. Şimdi Dünya'da. rahat yatağımda uyuyabilirdim,» diyordu. Birdenbire her şeyi bırakıp, yere yatarak doyasıya ağlamak isteğini duydu. Ama, bunun için bile zamanı yoktu.

***

İyice yorulmuştu. Bacakları onu taşımıyordu. Birden karşısında organizmayı gördü. Arkasına döndü, ama bir ucu da oradaydı. Her taraftan sarıldığını fark etti. O zaman uzayın sonsuz boşluğuna baktı. Oralarda bir yerdeydi işte, Dünya, Hem de çok yakın sayılabilecek bir yerde. Koluna bir şey dokundu. Dehşetle kolunu çekti ve kaçacak yeri kalmadığını gördü. Vantuzumsu küçük organlar bedenine yapışıp tüm enerjisini emerken umutsuz bir çığlık duyuldu.

***

Şimdi organizma tüm gezegeni çevrelemişti. Gezegenin çekirdeğinde, üzerinde saklı bütün enerjiyi emdi, enerjiyle doldu...

***

Genç astronom uzayı seyrediyordu. Teleskobun görüş alanını değiştirdi ve Uranüs'e baktı. Birdenbire korkuyla gözlerini teleskoptan ayırdı ve arkadaşına döndü:

Bir an için dedi Uranüsün gittikçe buraya doğru yaklaştığını görür gibi oldum. Garip bir şey, sanki hareket ediyordu."

"Saçma" dedi arkadaşı, "Nasıl hareket edebilir? Canlı değil ki o. Bir göz doktoruna görünsen iyi olur".

"Sanırım. Herhalde gözüm bozulmuş olacak"

Arkadaşı yanıtlamadı... Uzay boşluğuna bakıyordu.


Yorumlar

Popüler Yayınlar