Evrenin Sırrı (Öykü)

Önsöz: Bu öykünün yazılış tarihi 14 Mayıs 1975, Kadıköy Maarif Koleji yayın organı Echo için yazılmış. O zamanlar daha kuantum mekaniğiyle ilgilenmemiştim, paralel evrenleri ve kara delikleri de bilmiyordum.

Genç adam terliyordu. Vücudu büyük bir kasılma, yapısından umulmayacak bir gerilme içinde yüzüyordu. Düşünceleri karışık, anlaşılmaz, sağlam bir duvara çarpmış gibiydi. Bu duvarın arkasında ne vardı? Zihin perdelerini değiştirdi, akım kuvvetlendi. Çok zorlanıyordu. Birden trans halinden ayrıldı ve yere yığıldı. Başaramamıştı.

Köşeye doğru yürüdü. Orada üçgen prizma şeklinde, mavimsi bir ekran görünüyordu. Önündeki sıra sIra düğmelerden birine bastı.

Ekranda uzay vardı. Sonsuz, büyük, uçsuz bucaksız uzay. İşte buranın araştırmasını zihin yoluyla yaparken bir engelle karşılaşmıştı. Plüton'un öte tarafında bie yerde, bilinmeyen bir noktada...

Kapıya doğru yürüdü. Dışarıda bir roket rampası vardı. Ufak bir dolabın kapısının deliğine kartını soktu ve yukarıdaki yeşil düğmeye bastı. Alt taraftan ufak bir çekmece çıktı. İçinde yeşil renkli uzay elbisesi duruyordu.

Çabucak giyindikten sonra ufak bir merdivenden rokete çıktı. Kumada kabininin içinde bir çok aletler, düğmeler, kollar göze çarpıyordu. Ön tarafta büyük bir boşluktan uzayı görmek mümkün olacaktı. Ufak bir kolu çekince koca makine homurdanarak göğün üst katlarına doğru atıldı. Şimdiye kadar insanlar Neptün'ü geçmeye cesaret edememişlerdi. Oradan sonrası insanı korkutuyordu.

Uzayda sessizce ilerliyordu. Genç adam trans halindeyken gördüğü yerleri şimdi gerçekten görüyordu. Yıldızlar, meteorlar, gezegenler gözünün önünden geçti. Buralara gelen ilk insan olmak onu hem heyecanlandırıyor, hem de korkutuyordu.

Biraz ötede engele rastladığını hatırlamıştı. Ekranda bir şey gözükmüyordu. Sadece karanlık. Cesaretle ilerledi. Birdenbire duvara çarptı. Büyük sarsıntıdan sonra kontrollere zorla hakim oldu. Duvar boyunca süzülerek gidiyordu. Bir boşluk olması gerekti.

Dakikalar geçti. Birden sevinçle ayağa fırladı. Biraz ileride bir giriş göze çarpıyordu. Motorları durdurdu, büyük gövde atalet kuvvetiyle ilerledi. Adam tereddütlüydü. Biraz düşündükten sonra kararını verdi. Motorları tekrar çalıştırdı ve boşluktan içeri süzüldü. Birden çok acaip bir şey oldu. Evren yer değiştirmişti sanki. Başı dönmeye başlamıştı. Beynine binlerce tokmak iniyordu. Çınlayan sesler onu deli ediyordu. Vücudu ile ruhu büyük bir düzensizlik içindeydi. Düşünemiyordu. Roketten ayrılmış olduğunu hissetti, boyut değiştirir gibi boşlukta yüzdü, vücudunun bütün molekülleri parçalanmak üzereydi.

Acı hafifçe kesildi. İşte o zaman yaptığının yanlış olduğunu anladı. Büyük bir cüretkarlık yapmıştı. Evren onu yutuyor, sırrını saklıyordu. Karanlık bir geçitte yüzüyordu. Karşıda büyük, insanı yutuverecekmiş gibi duran bir kuyu vardı. Oraya doğru itildiğini hissetti. Kuyudan içeri girdi ve sonsuzluğa uzandığını anladı. Kendini kaybetti ve parçalandı. Her şey yavaşça eski sessizliğine döndü.


Yorumlar

Popüler Yayınlar