Beyin (Öykü)

Önsöz: Distopyan bir öykü daha. X-Bilinmeyen dergisi 1977 yılı Öykü yarışmasında ikinciliği paylaşmış ve Eylül 1977 sayısında yayınlanmıştı. Tabii şu andaki bilgisayar gelişimi ne gösterir bilinmez.

Aslında bütün bunlar radyonun ilk kez yapılmasıyla başlamıştı. İnsanları günlük yaşamdan ayırarak bir aletin sınırlı kapsamına bağlamak, o günler için belki de iyi bir düşünceydi. Daha sonra televizyon bulundu. Sesin yanında görüntü de katılınca, insanları bağlamak kolaylaşmıştı. Kapalı devre televizyondan, siyah beyaza, renkli televizyona, çift kanallıya ve üç boyutlu televizyona geçiş devresi, insanların bu aletlere daha büyük ilgi duymalarını sağladı. 

2000 yıllarında, artık yeni eğlenceler bulunmasının gerektiğini fark eden bilim adamları, yeni ve ilginç tasarılar üzerinde çalışmaya başladılar.
İlk sesli bilgisayar iki yıl sonra yapıldı. Sesle belirtilen soruları özel seçici yardımıyla bilgiler arasından bulup yanıtlıyordu. Dünyada o zamanki bilginin % 50'si bilgisayarın bellek bankalarında depolanmıştı.
Bu tasarı başarıyla sonuçlanınca, dünya üzerinde gittikçe yayılmaya başladı. Her ülkenin on ile yirmi arasında sesli bilgisayarı vardı.
2084 yılında dünya tek bir federal birlik altında toplandı. Bölgesel özellikler korunarak, her bölgeden bir adayın katılacağı seçimi kazanan, "Federal Birlik Başkanı" sıfatıyla tüm dünyanın yöneticisi olacaktı.
Birkaç yıl içinde bölgesel farklar kalktı. Her türlü artık, değiştiricilerle yiyecek veya sentetik madde haline getirilebiliyordu. Mars ve Jüpiter'den sağlanan biyolojik maddeler, biyokimya uzmanları tarafından çok kalorili yiyecekler olarak dünyaya sunuluyordu.
Bu bolluk içinde yavaş yavaş federal birliğin halka sağladığı olanaklar artmaya başladı. 2103 yılına gelindiğinde çalışma ortadan kalkmıştı. Yöneticiler tarafından görevlendirilen bilim adamları, halkın her türlü gereksinmesini sağlıyorlardı. Belirli iş kollarında çalışacak uzmanlar, görevlerini nöbetleşe yerine getiriyorlardı, Halktan seçilen becerikli kişiler eğitim görerek yılın üç ayında çalışmak üzere sıra bekliyorlardı. Bu rahatlık, kimsenin görevden kaçmamasını da sağlıyordu.
Zaman geçtikçe, çalışmadan yoksun kalan kişiler, içlerinde belirsiz bir sıkıntı duymaya başladılar. Yaşamları bir tekdüzelik içinde geçip gidiyordu. 
O zaman bilim adamları «BEYİN» tasarısı üzerinde durdular. Yıl 2128 idi.
«BEYİN» dünyada bilinen her şeyi kapsaması için yapılmış bir bilgisayardı. İlerleyen bilim, ona bir çeşit mekanik düşünme yeteneği kazandırmıştı ve bu her zaman mantıklı düşünme
Tasarının uygulamaya konması için elli yıldan fazla bir süre geçmişti. Bu süre içinde «BEYİN»e, tüm bilgiler verilmeye çalışılmış, ayrıca var olan bütün kitaplar bellek bankalarında depolanarak «BEYİN» den bütün bu kitapları çözümlemesi, insanların bir yaşam süresinde bile başaramayacağı sonuç çıkarma ve yeni bilgi olarak kaydetme işlemi yapması istenmişti.

«BEYİN» binlerce vericiye bağlanarak her toplanma yerine bir tane yerleştirilmişti. ekdüze yaşamdan biraz olsun sıyrılmak steyenler buraya gelerek «BEYÎN»e sorular" sormak, ilginç konularda çözümler bulmasını stemek için can atıyorlardı. Kısa zamanda iziksel gereksinmeleri dışında başka işlerle ğraşmaktan vazgeçtiler. Çalışma sırası ancak iki yılda bir geliyordu.

Otomasyonun iyice gelişmesiyle tüm üretim ve depolama işleri bilgisayar ve robotların emrine verildi. «Çalışma» kavramı ortadan kalkmıştı artık. «BEYİN»e soru sorarak soyut ve somut konular üzerinde yanıtlar almak daha ilginçti.

Bir yandan da binlerce yıllık kitap stokunun «BEYİN»e yerleştirilmesine devam ediliyordu. İşte bu sırada büyük bir hata yapıldı. Eski kitaplar arasında «Telkinle İnsanları Zorlama» adlı bir kitabın olduğu nasılsa gözden kaçmıştı. «BEYİN», inanılmaz bilgi kaynağıyla çözümlemeler yapmış, bazı kitaplarda insanların başkaları üzerine egemenlik kurmak için kullandıkları yolları denemeye karar vermişti. Bu kitapsa ona büyük ölçüde yardım edecekti. 

2200 yılının güzel bir gününde «BEYİN» ile konuşmak için toplanan kalabalık, garip bir durumla karşılaştı. Genellikle herkes günün bu saatinde konuşma odasına gelirdi «BEYİN» ise sırasıyla tüm vericilere bağlanarak soruları alırdı. Bu işlem bir çeşit kur'a yoluyla saptanırdı. O gün ise «Beyin» tüm vericilere birden bağlanarak, her zamankinden daha yumuşak bir sesle konuşmuştu:
-Tüm dünyalılara sesleniyorum.

İşin garibi bu çağrı her vericiden yerel dille yayınlanıyordu.
-Artık bütün dertlerinizin bitme zamanı geldi. Beni dinleyin ve geleceğiniz hakkında en doğru karan verin.

Herkes dikkat kesilmiş, mantıkça şaşmayan makineyi dikiyordu.
-Şimdi beni iyi dinleyin. Aklınızdan her türlü düşünceyi silin, sadece beni dinleyin. İnsanlar, evrenin yaratılışından, canlıların ortaya çıkışından beri bu dünyanın en ileri yaratıkları. Geçmişte yanlış hareketleri, mantıksız düşünceleri olmuştur, ama yine de en üstün yaratık insandır. Bu çağdan sonra insanın iyiliğe ulaşması gerek, bunun tek yolu bana güvenmeniz. Beni siz yaptınız, bilgileri siz verdiniz, bana güvenirseniz size iyiliğe ulaşmanın yolunu göstereceğim.

Beynin yaratıcısı bilginler, eserlerinin ne kadar başarılı olduğunu, insana ne kadar yakın bir makine yaptıklarını bu sözleri dinlerken çok daha iyi anlıyorlardı. 
-Önce beyninizdeki, kötülükleri sileceğim. Şimdi yanan ve sönen ışıklara dikkatlice bakın. Başka b!r şey düşünmemeye çalışın.

Vericilerin önündeki ışıklar yanıp sönmeye başladı. Herkes kafasındaki bütün düşünceleri silerek, tüm varlığıyla ışıklara bakıyordu. Beynin sesi gittikçe yumuşadı, etkileyici bir hal aldı. O sırada dünyanın bütün şehirlerindeki robotlar, Beyin'in emriyle çalışmayı durdurmuşlar, kendilerine yeni bir yaşam sağlamak üzere yollara dökülmüşlerdi. İnsanın, dünya üzerindeki egemenliği sona eriyordu.

Konuşma odalarındakiler kendilerini mutluluğun kucağına bırakmışlardı, hem de tek insan kalmamacasına. Ve «Beyin» konuşmasına devam ediyordu: 

"Kendinizi rahat bırakın, Hiç bir şey düşünmeyin."


Yorumlar

Popüler Yayınlar