Panter (Öykü)





Önsöz: Bu öykünün yazılış tarihi Mart 1976 - Yorumsuz - LM

-Nasılsın panter?

Panter ihtiyar adama doğru baktı ve yarı homurdanma, yarı kükremeye benzer bir ses çıkardı.

-Al bakalım. Bu akşam sana fazla et bulamadım.

İhtiyarın attığı et parçasını almak için zincirlerini şakırdattı ve ileri atıldı. Çenesinin bütün kuvvetiyle eti parçaladı, ağzının içinde dolaştırdı ve yuttu. Sonra, hazmetmeye çalışırmış gibi küçük, loş odanın içinde bir kaç tur attı. İhtiyar adamın gözleri yavaş yavaş kapanıyordu.

Sabahla beraber sıcak da geldi. Amansız Ağustos güneşi pencereden içeriye giriyor ve kara kürkünün üzerinde ter damlacıkları birikmesine sebep oluyordu. Panter esnedi, midesinin guruldadığını hissetti ve ağzını şapırdattı.

- Acıktın mı? Sana yiyecek almaya gideyim.

Panterin yaşamı çok sıkıcıydı. Zaman geçmek bilmiyor, bu yaşam ihtiyara olan kinini gittikçe büyütüyordu.

Öğleyin gelen adam ona az bir miktar et getirmişti. Eti iştahla yedi, homurdandı.

Adam uyuyordu. Panter odanın içinde dolandı ve kendini duvara bağlayan zincire bütün gücüyle asıldı. Bir çatırtı duyuldu. Bir kez daha denedi. Zincir parçalandı.

Panter bir an durdu. Havayı kokladı ve pek iyi görmeyen gözlerinin de yardımıyla adamın odasına yürüdü.

Kükredi.

Adam uykusunda kıpırdandı.

Kükredi...

... ve üzerine atıldı. Dişleriyle eti parçaladı, deriyi ezdi, her tarafını amansız darbelerle parçaladı. Hıncını alana kadar saldırdı, kan, et içinde doğruldu.

Belki de parıldayan gözleriyle yıllarca önce adamın öldürdüğü yavrularını düşünüyordu.

Yorumlar

Popüler Yayınlar